League of Legends

Oynuyoruz Ama Biliyor Muyuz? Aurelion Sol ve Hikayesi

Riot Games

A’dan Z’ye şampiyon hikayelerini anlattığımız serimizin bu haftaki konuğu “Yıldızların Hakimi – Aurelion Sol”.

 ”Korku. Hayranlık. İtaat. Bu tepkilere alıştım artık.”

Uzay Köpüşü

Aurelion Sol, her şeyin başladığı o anda doğdu. Evrenin ilk oluşumundan beri var olan “Uzay Ejderhaları”ndandı ve bir ilahtı. Uzay Ejderhaları basitçe hiçlikle kaplı sonsuz tuvali, kendi muazzamlıklarını somutlaştırmak için kullanıyor ve her yeri kendi mucizeleriyle donatıyorlardı.

Suretler

Böyle böyle yıldızlarla bezeli uzayı tek tek işleyenlerden Aurelion Sol, gücü ona denk çok çok az varlıkla karşılaşıyordu. Bunlardan birisi de “Ebedi Suretler”di. Ebedi Suretler Aurelion Sol’ün aksine evrenin yaratılışına dair neredeyse hiçbir katkıda bulunmaz, sadece yaratılışla alakalı bencilce teoriler ortaya atarlardı. Bu Suretler’den bazıları, Runeterra’da gözlerine çarpan yada kendilerince bazı kriterleri geçen kişilikleri beden olarak seçiyordu. Örnek vermem gerekirse Güneş’in Sureti: Leona, Ay’ın Sureti: Diana, Savaşın Sureti: Pantheon, Alacakaranlığın Sureti: Zoe gibi.

Varış ve ihanet

Bir gün yine uçsuz bucaksız alemde dolaşan Aurelion Sol’un gözüne bir güneş çarptı. Ve o güneşin altındaki gezegenler. Bu gözüne çarpan şeyin kimin oluşturduğunu bilmiyordu ama kendisinin oluşturmadığına emindi. Sadece Aurelion’un değil, Suretler’in de nedense ilgisini çekiyordu bu yer. Suretler buraya Aurelion’un gelmesini diledi.  Muhteşem haşmetinin, büyüklüğünün karşısında bir hiç olan kitleleri görünce Aurelion Sol’un koltukları kabardı, ve o ölümlülere kendini gösterdi. Yıldızlardan uğrayan büyük ve acımasız bir ejderha olarak…

Targon denen ufak bir yerde yaşayan insanlar, Aurelion Sol’ü “güneşin bahşettiği altın ışık” olarak yorumladı ve böyle adlandırdı. Suretler Targonlular’a Aurelion Sol için adak sunmalarını emretti. Fani halk bölgedeki en yüksek dağın zirvesine tırmandı ve ona sihirden kurnazca yapılmış, üstünde ilahi alemin gizemli motifleri iliştirilmiş görkemli bir taç sundu. Aurelion Sol, o tacı alnına taktı. Ve o an anladı. Bu taç bir hediye değildi.

Lanetli taç ejderhanın başına öyle bir geçti ki ejderhanın kudreti bile onu hareket ettiremedi. Bu taç aracılığıyla Aurelion Sol’ün güneşe dair, onun oluşumuna dair her türlü kadim bilgisi çalındı ve anlaşıldı. Taç ayrıca Aurelion’un o dünyaya tekrar yaklaşmasını engelleyen bir güce sahipti.

Hapis

Aurelion alçak Suretler’in insanlara Güneş Kursu’nu inşa ettirişini sadece izleyebildi. Kurs kullanılarak semavi bir varlıktan gelen güçle ölümsüz yarı ilah savaşçılar yetiştirildi. Bu semavi varlık, Aurelion Sol’ün ta kendisiydi.

O kahrolası dünyaya yaklaşamayan ve ayrıca oradan da uzaklaşamayan Aurelion Sol, ilgi gösterilmeyen yıldızların hiçlikten silindiğini ızdırapla izledi. Tacın etkisini bir türlü kıramıyordu. Ejderha, onun yarattığı Güneş’e tapan insanların nasıl ona ihanet ettiğini şaşkınlık içerisinde izliyordu. Derken Güneş Kursu yıkıldı ve ejderha mutluluktan havalara uçtu. Sonra Kurs bir daha inşa edildi ve bu seferde Yükselmiş’ler önce Hiçlik yaratıklarını, sonra birbirlerini öldürmeye başladı.

İntikam hayali

Ve son olarak dünya sihir savaşlarıyla sarsıldı. Aurelion Sol artık kendisini kontrol eden gücün zayıfladığını ve azaldığını hissedebiliyordu. Aurelion Sol artık tüm öfkesiyle Runeterra’yı yakıp yıkmak, varoluştan silmek istiyor. Böylece gücünü çalmaya cüret edenlerin sonunu tüm evren görecek.

Yorum yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir